AKTUALİTE

HER TELDEN NİTELİKLİ PAYLAŞIMLAR

DİKKAT! Saat ayarlarınız şaşmasın!

Posted by aktualite Mart 26, 2011

Cep telefonu ve bilgisayarlarınızın saatini geçici süreyle ayarlamayı unutmayın.

Bu yıl yaz saati uygulaması, Pazar günü yapılacak Yükseköğretim Giriş Sınavı’na girecek olan öğrencileri aksaklıklardan koruma amacıyla bir gün geç yapılacak. Ancak hayatımızı kolaylaştıran teknolojilerin yaz saati ayarını da bizim yerimize yapıyor olması, bu gecikmeli geçişi çok sorunlu hale getirecek gibi görünüyor. Bankacılık işlemlerinden uçak saatlerine, cep telefonu takvimlerinden dev kurumsal bilgisayar sistemlerine hemen her yerde bir gün boyunca ‘saat’ problemi yaşanacak.

Gündelik işlerimizi organize ederken kullandığımız temel gereç olan cep telefonlarının önemli bölümü, tüm dünyada uygulanan yaz saati değişikliğine kendiliğinden ayak uyduruyor. Dolayısıyla Cumartesi’yi Pazar’a bağlayan sabah 03:00’te tüm telefonlar saatlerini 04:00’e ayarlayacak. Türkiye bunun için bir gün daha bekleyeceğinden, yerel saatimiz 03:00 olmaya devam edecek.

O halde akıllı telefonlarımızı bir günlüğine de olsa elle ayarlamak en sağlıklı çözüm gibi görünüyor. Tüm telefonların ama menülerinde Ayarlar ve/veya Genel ana seçenekleri bulunuyor. Saat ve Tarih ayarları, genellikle bu başlıklar altındadır. Öncelikle yapılması gereken, varsa eğer, telefonunuzun otomatik yaz saati ayar işlevini devre dışı bırakmaktır. Bıraktıktan sonra elle ayar yapabilirsiniz.

Eğer yaz saati otomatik ayarını devre dışı bırakamıyorsanız kent bazında, yani GMT’ye göre saat farkı seçeneklerini gösteren ‘Zaman Dilimi’ (Time Zone) ayarını kullanabilirsiniz. Listeyi bulup oradaki ‘UTC3 – İstanbul’ seçeneğini ‘UTC2 – Kahire’ye çevirin.

Tabi bu ayarları Pazar’ı Pazartesi’ye bağlayan sabah 03:00’te geriye almayı unutmayın.

BİLGİSAYARLARDAKİ DURUM
Bilgisayarlarımızın çoğu Windows işletim sistemi kullanıyor. Otomatik yaz saati değişikliği, bu işletim sisteminde de bulunuyor. Otomatik ayarı kapatıp Zaman Dilimi’ni değiştirme veya elle ayarlama, burada da uygulanacak çözümler.

Microsoft, bilgisayarınızla saate bağlı kritik bir iş yapma ihtimalini düşünerek bir yönerge hazırladı. Şöyle ki:

– Bilgisayarınız zaman kritik bir işlem yapmıyorsa, muhasebe sistemleri, sağlık destek sistemleri, finansal operasyonel sistemler, finansal raporlama sistemleri vb uygulamaları ya da saat bilgisinin kritik olduğu Outlook gibi uygulamaları bilgisayarınızda kullanmıyorsanız hiçbir şey yapmamayı tercih edebilirsiniz. Bu durumda 27 Mart 2011 03:00’den 28 Mart 2011 03:00’e kadar bilgisayarınızın saati güncel saatten 1 saat ilerisini gösterir. 28 Mart 2011 03:00’den itibaren doğru saati göstermeye başlar.

– Zaman dilimi düzeltme Aşağıda tariflenmiş adımları uygulayarak bilgisayarınızın zaman dilimini değiştirmeniz mümkündür. Bu düzeltme işlemini 27 Mart 2011 03:00’den önce bir kere yapmanız daha sonra 28 Mart 2011 03:00’den sonra yapmış olduğunuz değişiklikleri geri almanız gerekecektir. Microsoft, Windows İşletim Sisteminin saatinin el ile ayarlanmasını hiçbir şekilde tavsiye etmemektedir. Bu şekilde yapılan bir ayarlama, teknik destek ekiplerimiz tarafından desteklenemez hale gelmesine neden olmaktadır. Dolayısıyla yukarıdaki konu uyarınca hem sizlerin hem de kamuoyunun bilgisayar saatinde bir değişiklik yapmamasını, aşağıdaki çözüm önerilerini dikkate alarak, değerlendirmesini öneririz.

– Zaman dilimini değiştirmek için aşağıdaki basamakları takip ediniz: Görev çubuğunuzun sağ alt kısmında yer alan tarih ve saatin üzerine tıklayınız ve Tarih ve saat ayarlarını değiştir’i seçiniz. Açılan pencerede Saat dilimini değiştir’i seçiniz. Açılan pencerede UTC 02:00 Kahire’yi seçiniz. Bu değişikliklerden sonra bilgisayarınız doğru saati göstermeye başlayacaktır. Ancak yukarıdaki işlemleri 28 Mart 2011 Pazartesi 03:00’den sonra geri alarak bilgisayarlarınızın ülkemizin saat dilimine göre ayarlanması gerekmektedir. Bu işlemi aşağıdaki adımlar ile gerçekleştirebilirsiniz. Görev çubuğunuzun sağ alt kısmında yer alan tarih ve saatin üzerine tıklayınız ve Tarih ve saat ayarlarını değiştir’i seçiniz. Açılan pencerede Saat dilimini değiştir’i seçiniz. Açılan pencerede UTC 02:00 Atina, Bükreş, İstanbul’u seçiniz.

– Bu konu için özel geliştirilen güncelleme ile düzeltme Microsoft, bu yasal düzenlemenin Windows istemci ve sunucu işletim sistemlerine yansıtılabilmesi için 25.03.2011 akşam saatlerinde bir güncelleme çıkartacaktır. Bu güncelleme hazır olduğunda http://support.microsoft.com/kb/2523087 adresinden indirilerek ve aynı adresteki adımlar takip edilerek kurulabilir.

– 2. ve 3. maddelerdeki işlemleri önce test ortamlarında uygulayarak, kurumları için gerekli tüm denemeleri yaptıktan sonra canlı ortamlarına uygulamalarını öneririz.

*******************

Son dakika önerileri

BAŞLADIĞINIZ TESTİ BİTİRİN: Hangi testten başlıyorsanız, o testi bitirmeden diğerine geçmeyin . Bu durum, sizi çok rahatsız eder, aklınız sürekli diğer testte kalır. Şaşkın bir vaziyette testler arasında dolaşıp durursunuz.

SON DAKİKA DEĞİŞİKLİĞİ YAPMAYIN: Aday, bugüne kadar girdiği deneme sınavlarının hepsinde önce Türkçe testinden başlamış, daha sonra Temel Matematik ve sırasıyla Sosyal Bilimler ve Fen Bilimleri testlerini çözmüş olsun… Aday, sistemini bu şekilde kurmuş, yöntemini de bu şekilde belirlemiştir. Ancak aday, sınavda Sosyal Bilimler testinden başlarsa daha önce alışık olmadığı bir durumla karşılaşmış olur. Alışık olmadığı bu düzen, adayın dengesini bozar. Tavsiye: Alışık olduğunuz düzeni değiştirmeyin.

TÜM TESTLERİ YANITLAMAYA ÇALIŞIN: Genelde TS öğrencileri Temel Matematik ve Fen Bilimleri testlerini çözmekten kaçınırlar. Önyargılı davranıp, bu testlerle uğraşmazlar. Bu, yapabileceğiniz en büyük hatadır. Sadece iki testi çözerek başarıya ulaşmanız zor. Evet, ağırlığı tabii ki bu testlere vereceksiniz, ama yetmez; riskli olur. Gücünüz yettiğince bu testleri de yanıtlamaya çalışın. Bu alandaki diğer adaylara ancak bu şekilde fark atabilirsiniz.

KISA MOLALAR VERİN: Aynı soruyu veya aynı satırları tekrar tekrar okuyorsanız, zihninizin dinlenmeye ihtiyacı var demektir. Kalemi, kağıdı bir kenara bırakın, gözlerinizi kapatın ve arkanıza yaslanın. İşlerin iyi gittiğini kendinize telkin edin. Dinlendiğiniz bu süreyi, kayıp zaman olarak değerlendirmeyin. Bunu bir yenilenme, güç toplama süreci olarak düşünün.

ATMAYIN: Cevabından yüzde 100 emin olmadığınız soruları boş bırakın. Genelde boş bırakılan sorular adayları rahatsız eder, seçenekleri eleyerek sonuca gitmeye çalışırlar. Cevap şıklarından ikisini elediğinizi varsayalım; bu durumda ne yaparsınız? Tahminde bulunursunuz, çünkü şöyle düşünürsünüz: Yüzde 50 şansım var. İşte, en büyük hatayı yaptınız! Neden? Kumar oynadınız, çünkü sorunun yanıtından yüzde 100 emin değildiniz.

KARIŞIK GÖRÜNEN SORULARDAN KORKMAYIN: Soru kökünün veya soru metninin uzun oluşu, sizin için daha fazla ipucu anlamına gelir. Bu nedenle ilk etapta karmaşık gibi görünen ve uzun metinli sorular, daha kolay çözülebilen sorular olarak algılanmalıdır.

ÖNCE SORUYU OKUYUN: Paragraf tipli sorularda (Türkçe ve Sosyal Bilimler) paragraftan önce soru kökünü okuyun. Böylelikle zihin, sorulan soruya göre paragrafı okuma eğiliminde olur.

ALTI ÇİZİLİ VE KOYU İFADELERE DİKKAT: Soru kökü bazen ‘olamaz’, ‘değildir’, ‘yanlıştır’ veya ‘mamalıdır’ gibi olumsuz ifadeler taşıyabilir. Zihin hep olumlu soru kalıplarına şartlandığından, sorudaki olumsuz ifadeler gözden kaçabilir. Altı çizili ve koyu yazılan ifadelere dikkat edin.

ZAMANLAMAYI İYİ YAPIN: Her bir teste ne kadar zaman ayıracağınızı baştan belirleyin, zamanı gelişigüzel kullanmayın. Böylelikle zamanı kontrol altına almış olursunuz. YGS-1 ve YGS-2 ağırlıklı puanlar için; 160 dakikanın 100 dakikasını Temel Matematik ile Fen Bilimleri testlerine, kalan 60 dakikalık süreyi de Türkçe ile Sosyal Bilimler testlerine ayırabilirsiniz. 60 dakikalık sürenin 35 dakikasını Türkçe testine ayırmak daha mantıklı olur.

YGS-3 ile YGS-4 puanları için; 110 dakikayı Türkçe ve Sosyal Bilimler testlerine, geri kalan 50 dakikayı da Temel Matematik ile Fen Bilimleri testlerine ayırabilirsiniz. Kalan süreyi, bu iki testten kolaylıkla yapabileceğinize inandığınız sorular için kullanın. YGS-5 ve YGS-6 puanları için; 100 dakikayı Temel Matematik ile Türkçe testlerine, 35 dakikayı Fen Bilimleri testine, 25 dakikayı da Sosyal Bilimler testine ayırabilirsiniz.

Ne güzel yarın sınava giriyoruz…

Ne güzel, bir sınav günü daha geldi çattı! Bütün yıl gösterdiğimiz gayretin karşılığını alma günü geldi. Sınavı sevin, sınavla kavga etmeyin. Ne güzel ki, böyle bir sınava girebiliyorsunuz. Bir düşünsenize, 75 milyonluk bir ülkede bu sınava katılabilen insan sayısı sadece 1 milyon 700 bin kişi. Bunlardan yaklaşık 370 bini lisans bölümlerine, 350 bini de önlisans programlarına girecek; yani 75 milyonda 700 bin kişi ayrıcalıklı olacak. Bunların dünya görüşleri farklı olacak, kariyerleri farklı olacak, gelirleri daha yüksek olacak, çocuklarını daha farklı yetiştirecekler vb. Eee, bütün bunları sağlayacak olan, pazar günü katılacağınız sınav; bütün bu güzellikleri sağlayacak olan şey, nasıl kötü bir şey olabilir ki! Sevin sınavı!

SON İPUÇLARI

Sınava sayılı saatler kaldı… Olaya bir de şu açıdan bakmaya ne dersiniz: LYS öncesinde böylesine kolay bir sınava girmek, sizler için oldukça avantajlı bir durum. Bu sınavı, bir antrenman maçı olarak yorumlayın. Kolay bir rakip, iyi hazırlanmışsınız, olayı ciddiye alıyorsunuz, bütün şartlar lehinize; eee, daha n’olsun…
Şimdi birkaç ipucu daha vereceğiz sizlere, bunlara dikkat ettiğinizde, daha bir güzel geçecek sınavınız…

UYKU TUTMAZSA…

Varsın tutmasın! Öncelikle şunu belirteyim: Normalde kaçta yatıyorsanız, lütfen sınavdan bir önceki gece de yine aynı saatte yatın; ne daha erken, ne daha geç! Hayatınızın normal akışında bir farklılık yapmayın. İdeali o gece uyumaktır, ancak uyuyamazsanız panik yapmayın; yani uyuyamamayı dert etmeyin. Merak etmeyin ertesi gün sınavda uyuklamazsınız, bildiklerinizi de birbirine karıştırmazsınız. Bir gecelik uykusuzlukla bir şey olmaz, bir yıllık çabalar boşa gitmez… Sınav anında değil beyniniz, tüm hücreleriniz teyakkuz halinde olacaktır. Sorular önünüze koyulduğu zaman, ne uyku sorununuz kalır, ne de başka bir sorununuz; gözleriniz faltaşı gibi açılır…

SINAV NE İSTİYOR?

YGS bilindiğinin aksine sadece 9’uncu sınıf bilgilerini değil, ilköğretim bilgilerini de kapsıyor. YGS soruları öğrencilerin temel bilgilerini sorgulayan türden ve ağırlıklı olarak ilköğretim ikinci kademeyi kapsıyor. Türkçe soruları okuma anlama ağırlıklı, matematik temel işlem bilgileri ağırlıklı sorulardan oluşuyor, fen bilimleri soruları temel ilke ve kavramlarıyla düşünme becerilerini yokluyor. Dolayısıyla öğrencilerin sınavdan korkmalarını gerektirecek bir durum yok!

SINAV BAŞLADIĞINDA…

Sınav başladığı anda tüm bildiklerinizi unuttuğunuz hissine kapılabilirsiniz, sanki beyninizde hiçbir şey kalmadı gibi gelebilir. Doğaldır, bu hisse kapılan sadece siz değilsiniz; bu satırları yazan bende de aynı şeyler oldu, o duyguyu ben de yaşadım. İlk soruyu çözdüğünüz anda bu duygu kendiliğinden ortadan kalkacaktır, inanın bana!

İLK SORUYU ÇÖZDÜĞÜNÜZDE…

Doğru cevabı bulduğunuz halde eliniz bir türlü yanıt kağıdına gitmeyecek; soruyu tekrar çözmeye başlayacaksınız, yine aynı yanıtı bulacaksınız, değişen bir şey olmayacak. Artık kaçamak noktanız kalmadı, eliniz mahkum işaretleyeceksiniz, ama yine de içinize sinmeyecek; ‘vardır bu işte bir bit yeniği’ diyeceksiniz. Demeyin… Boşuna zaman kaybetmeyin, sınavı gözünüzde çok büyüttünüz ya; nedeni ondan! ‘Böylesi büyük bir sınavda, böyle kolay soru sormazlar’ diye düşüneceksiniz, ama bu düşünceniz size boşuna zaman kaybettirecek, aynı soruyu bir kez daha çözdürecek. Güvenin kendinize biraz…

YANITLARI İŞARETLERKEN…

Soruları tek tek yanıt kağıdına işaretlemek, dikkat ve zaman kaybına neden olur. Neden mi? Bir düşünsenize, kafanız 160 kez sorulara, 160 kez de yanıt kağıdına gidecek. Bu geliş gidişler hem dikkatinizin dağılmasına, hem de zamanınızın boşa geçmesine neden olacak.
Tüm soruların bir seferde yanıt kağıdına geçirilmesi de son derece riskli bir durumdur. Nedeni şu: İşaretlerken bir kaydırma yaparsanız, ondan sonraki tüm yanıtlar kayar; felaketi bir düşünsenize… Başka bir şey daha var: Tüm soruları işaretlemek için kalan zamanı ayarlamak da oldukça zor olsa gerek… Bu işlem için son kaç dakikayı ayıracağız, ya ‘süre doldu’ derlerse!

En iyisi… Soruları sayfa sayfa yanıt kağıdına geçirmektir. Böylelikle hem kaydırma riskini en aza indirgemiş oluruz, hem dikkatimizin dağılmasını önlemiş oluruz, hem de zamanı daha verimli kullanmış oluruz…

MUTLU SINAVLAR…

Fen bilimlerinden 10 net yapın, ilk 250 bine girin

Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS), ‘nasıl olsa geçeriz’ sınavından çok, ‘nasıl daha fazla avantaj sağlarız’ sınavı olarak değerlendirilmeli; çünkü LYS puanlarının yüzde 40’ını, YGS’de yapacağınız netleriniz oluşturacak.

Elinizdeki bu fırsatı iyi değerlendirmeniz gerekiyor. Yüzde 40, küçümsenmeyecek ve asla gözardı edilemeyecek bir oran. Neredeyse LYS puanlarının yarısı, YGS’den geliyor. YGS, doğal olarak LYS’lerden çok daha kolay bir sınav; böylesi kolay bir sınavdan olabildiğince büyük avantaj sağlamalısınız ki, LYS’lere rahat girebilesiniz…

HER DÜZEYDE SORU VAR

27 Mart Pazar günü kolay bir sınava gireceksiniz.

Gireceğiniz sınavın yüzde 70’i rahatlıkla yapılabilecek düzeyde. Soruların yüzde 10’u çok kolay, yüzde 20’si kolay, yüzde 40’ı normal düzeyde; yani buraya kadar olan kısımı, vasati düzeydeki bir aday bile rahatlıkla çözebilir.

Sınavın geri kalan yüzde 20’si zor, yüzde 10’u da çok zor düzeyde. Sınavın yüzde 30’luk bu kesimi, ayırd edici sorulardan oluşuyor. Bu sorular, bilgi düzeyi yüksek olan adayları belirliyor.

GÖZÜNÜZDE BÜYÜTMEYİN

Belki bana biraz kızacaksınız, ama gerçeği söyleyeyim: Bu sınav, 12’nci sınıfın dengi olan bir sınav değil. Düzey olarak size hitap etmeyen bir sınava gireceksiniz; dolayısıyla bu sınavı gözünüzde fazla büyütmeyin. Bunu, sınavı ciddiye almayın manasında söylemiyorum; tabii ki ciddiye alacaksınız, ancak sınavı gözünüzde fazla büyüterek altında ezilmeyin! YGS‘nin yükseköğretime geçiş ile uzaktan yakından bir alakası yok. YGS, düzey olarak ilköğretim ikinci kademeye karşılık gelen bir sınav. Kendinize güvenin ve seviye olarak sizin çok altınızda olan bir sınava gireceğinizi bilin!

AVANTAJI DEĞERLENDİRİN

Geçen yıl YGS’de, 1 milyon 473 bin 337 adayın puanı hesaplandı. Sınava katılan 773 bin aday, Fen Bilimleri testinden 0,25 net çıkardı. Bu ne anlama geliyor? Şöyle açıklayayım: 773 bin aday, Fen Bilimleri testinde çıkan 40 sorudan, 3 yanlış 1 doğru yapmış, yanlışlar doğruları götürünce de geriye 0,25 net kalmış! Ben olsam ne yaparım?

Fen Bilimleri testini ‘seviyorum, sevmiyorum’ demem, ‘yaparım veya yapamam’ da demem, mutlaka tüm sorulara bakarım; tüm sorulara göz gezdiririm. Mutlaka yapabileceğim sorular vardır, onları arar ve bulurum. Fen Bilimleri testinde 0,25 net çıkaran aday sayısının 773 bin kişi olduğunu söyledik; bu arada 10 net çıkaran aday sayısını da söyleyelim: 256 bin kişi! Bir düşünsenize: Fen Bilimleri testinden 10 net yaptığınızda, bir anda 250 bin kişi arasına giriyorsunuz; bu avantajı iyi kullanın!

AKILLI DAVRANIN!

Sınava katılanların yarısı, yaklaşık 750 bin kişi Temel Matematik testinden 8 net çıkarmış. Şayet siz, bu testten 15 net yapsanız 490 bin kişi arasına, 20 net yapsanız 366 bin kişi arasına gireceksiniz. Bu testten 25 net çıkaran aday sayısı ise tam 250 bin kişi. Bu avantajı iyi değerlendirin; net sayınızı biraz artırdığınızda, bir anda yüzbinlerin önüne geçiyorsunuz.

TÜRKÇE’DE DURUM FARKLI!

Şunu unutma: ‘Yaparım’ dediğin testi, herkes yapıyor; senin için kolay olan, bir başkası için de kolay! Herkesin yaptığını yapmak, fazla bir avantaj sağlamıyor. Nedeni şu: Türkçe’de, sınava katılanların yarısı yaklaşık 23 net çıkarmış. Fen testinde sınava katılanların yarısı 0,25 net çıkarırken, bu sayı Türkçe testinde bir anda 23 nete yükseliyor. İki test arasında neredeyse 22-23 netlik bir fark ortaya çıkıyor. Türkçe ve Sosyal Bilimler testini tabii ki yapacaksınız, ama fark yaratmak istiyorsanız, diğer testleri de ciddiye almak zorundasınız.

İLK SINAVDA İŞİ BİTİRMELİSİNİZ!

Geçen yıl lisans bölümlerine toplamda 360 bin aday yerleştirildi. 340 bin dolayında da 2 yıllık önlisans programlarına aday yerleştirildi; yani toplamda 700 bin aday üniversiteli oldu. MF puan türünden 150 bin, TM puan türünden 110 bin, TS puan türünden 45 bin, DİL’den 18 bin, özel yetenek sınavıyla 22 bin aday üniversitelerin lisans bölümlerine alındı. Lisans bölümlerindeki kontenjan azlığı dikkate alındığında, ilk sınavda alınacak yüksek puanın önemi çok daha iyi anlaşılmış olacak.

FARKA DİKKAT EDİN!

İlk sınavdan 500 puan alan bir aday, ikinci sınava giderken 200 puanı cebine koymuş oluyor. İkinci sınavda alınacak en yüksek puanın 500 olduğunu düşündüğümüzde, 200 puanın önemi daha iyi anlaşılmış oluyor; neredeyse ikinci sınavın yarı puanı YGS’den geliyor. İlk sınavdan 180 puan alan bir aday da, ikinci sınava ancak 72 puan götürmüş oluyor. İkinci sınava girerken iki aday arasında 128 puanlık bir fark ortaya çıktı; bu fark, kapatılamayacak bir farktır! Dolayısıyla ilk sınavda işi bitirmek gerekiyor.

UYKUNUZU TAM ALIN

Öğrencilerin uykularını tam alıp sınava girmeleri önemlidir. Bunun için 3 gün öncesinden başlayarak erken uyuyup erken kalkmaya özen gösterin.

YARIN: SINAVDA ZAMANLAMA, SINAV STRATEJİSİ VE PUAN ANALİZLERİ

N’oluyor, savaşa mı gidiyoruz veya idama gidiyoruz da son arzumuzu mu soruyorlar! Ne kadar gereksiz ve saçma bir soru. Pazar günü gireceğiniz sınav, hayatınızdaki sınavlardan sadece biri; fazla abartmaya gerek yok! Sınava gereğinden daha fazla bir anlam yüklemeyin. Bu sınavı kazandığınızda tüm sınavları kazanmış olmayacaksınız, bu sınavı kaybettiğinizde de ‘hayat sınavı’nı kaybetmiş olmayacaksınız. Normalde bir gününüzü nasıl geçiriyorsanız, neler yapıyorsanız, yine aynı şekilde davranacaksınız. İlla farklı bir şey yapmak için kendinizi zorlamayın, böyle bir arayış içinde de olmayın; normal, günlük alışılagelen şekilde davranın.

SON GÜN DERS ÇALIŞILIR MI?: Çalışmanın kime ne zararı olur ki! İstiyorsanız tabii ki çalışabilirsiniz, ama buna çalışma değil de, göz gezdirme diyelim. Boş oturmak sizi tedirgin edecekse, boşluk hissedecekseniz tabii ki çalışabilirsiniz. ‘Çalışabilirsiniz’ dediysek de, kantarın topuzunu kaçırın demedik. Ölçüsünde ve kıvamında bırakmak koşuluyla, çalışabilirsiniz. Kendinizi yıpratmadan, fazla sorgulamadan, bilmediklerinizi abartmadan çalışanızda bir sakınca yok!

PANİK YAPMAYIN: Çoğunuz yıl içinde bir çok deneme sınavına girdiniz, önceki yıllarda çıkan soruları incelediniz ve çözdünüz. Pazar günü gireceğiniz sınav, bunlardan farklı olmayacak. Korkmanıza gerek yok. Deneme sınavlarında karşılaştığınız sorulardan daha kolay sorularla karşılaşacaksınız.

NE ÇOK HIZLI NE DE ÇOK YAVAŞ: Hız ve tutarlılık arasında denge kurmanız büyük önem taşıyor. Soruları çok hızlı yanıtlayıp bunun neticesinde bol hata yapmak doğru olmadığı gibi, aşırı titiz davranıp her soru üzerinde gereğinden fazla zaman harcamanız da yanlış olur. Hızlı ama isabetli olmak, sınavda başarılı olmanın en önemli unsurudur.

DERİN NEFES ALIN: Sınava başladığınız anda her şeyi unuttuğunuz duygusuna kapılabilirsiniz. Bu, geçici bir durumdur. Sınava giren her aday bu durumla karşılaşabilir. Dert etmeyin, geçer. Birkaç soruyu yanıtladıktan sonra bu duygu kendiliğinden yok olur. Değişimi hissetmezsiniz bile.

ZOR SORUYLA UĞRAŞMAYIN: Size önemli bir ipucu: YGS’de sorular 5 farklı kategoride hazırlanıyor. Soruların yüzde 10’u çok kolay, yüzde 20’si kolay, yüzde 40’ı normal, yüzde 20’si zor ve yüzde 10’u da çok zor düzeydedir. Sınavdan niye korkuyorsunuz? Soruların yüzde 70’i rahatlıkla çözülebilecek türden. Zor sorularla uğraşıp vakit kaybetmek yerine, o süre zarfında 3 kolay soruyu yanıtlamanız daha akıllıca olur. Şunu unutmayın: Zor soruların da, kolay soruların da puan değeri aynıdır; her ikisi de size aynı puanı kazandırır, dolayısıyla kısa sürede ne kadar çok doğru soru yaparsanız, o kadar iyi olur.

KOLAY SORULARDAN BAŞLAYIN: Yanıtlamaya hemen ilk sorudan başlamayın. Yıllardır hep dikkat etmişimdir, sınava başlayan her aday hemen ilk sorudan başlıyor. Sınavda, birinci sorudan başlayacaksınız diye bir kural yok. Ya ilk soru, zor soruysa… Moraliniz bozulacak, her şey birbirine karışacak. Önce hangi testten başlıyorsanız, o testin bütün sorularını gözden geçirin. 1-2 dakikanızı bu işe ayırın. Bu, zaman kaybı değildir. Bu tarama işlemi, o bölümdeki soruların genel yapısını görmenizi, testin yapısındaki değişikliklere hazırlıklı olmanızı sağlar.

SORULARA TAKILMAYIN: Bir soruyu belli bir süre geçtiği halde çözemiyorsanız, o soru üzerinde daha fazla uğraşmayın yani sorularla savaşmayın. Önemli olan sınırlı sürede olabildiğince çok soru çözmektir. Her bir soruyu yanıtlamak için 60 saniyelik süreniz var. Akıllı davranın, çözemediğiniz, zorlandığınız soruyu atlayın. Eğer zamanınız artarsa o soruya geri dönersiniz. İlk etapta kolay ve normal düzeydeki soruları yanıtlayın. Böylelikle hem moralinizi yükseltmiş olursunuz hem de zamandan kazanırsınız. Zor ve çok zor soruları yanıtlamak için daha fazla zamanınız kalır.

ACELECİ DAVRANMAYIN: Doğru yanıtı bulduğunuzu zannederek diğer seçeneklere bakmamanız sizin zararınıza olur. Mutlaka sorunun bütün seçeneklerini okuyun. Bu, zaman kaybı değildir. Yanıtınız doğru olsa bile mutlaka diğer seçenekleri de okuyun.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: